Son savaş, İranlıların jeopolitik uyanışını beraberinde getirdi
İran İslam Cumhuriyeti Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekremi Niya, İRNA muhabirine yaptığı açıklamada, hükümetin silahlı kuvvetlere verdiği destek hakkında “İranlılar, geçmişten beri var olan ancak bu kapasitenin etkinleştirilmediği bir jeopolitik kapasitenin bugün farkına vardılar. Hürmüz Boğazı, İran halkının kullanımına sunduğu muazzam kapasiteyle bugün İran İslam Cumhuriyeti'nin dış politika hedeflerinin ilerletilmesinde belirleyici olabilir ve çok geniş ve derin bir jeopolitik etki yaratabilir.” dedi.
Tuğgeneral Ekremi Niya, silahlı kuvvetlerin edindiği deneyimleri de savaşın diğer kazanımlarından biri olarak nitelendirerek “Bu savaşın kazanımlarından biri, silahlı kuvvetlerin savaştan elde ettiği deneyimlerdir. Hem devam eden bu savaş hem de İslam Devrimi Lideri'nin ifadesiyle ‘küfür önderlerinin ordularıyla’ savaştığımız 12 günlük savaş, bize çok iyi deneyimler kazandırdı.” ifadelerini kullandı.
Silahlı kuvvetlerin bugün geçmişe kıyasla çok daha yüksek bir özgüvene sahip olduğunu belirten Ekremi Niya, “Bu deneyimler gelecekte mutlaka mevcut dönemden ve geçmişten daha fazla kullanılacak ve nihayetinde İran İslam Cumhuriyeti'nin konumunun ve İran'ın ulusal gücünün yükselmesine katkı sağlayabilecektir.” dedi. İran'ın askeri doktrini savunmacıdan saldırgan doktrine değişiyor Ordu Sözcüsü, ülkenin 12 ve 40 günlük iki savaş sürecinde yaşanan askeri stratejideki değişiklikler hakkında “Ülkemizin askeri doktrini geçmişte savunmacıydı ancak bu iki savaş boyunca, ülkenin askeri doktrininin savunma durumundan saldırı yönüne doğru ilerlediğine tanık olduk.” ifadelerini kullandı.
Ekremi Niya, saldırgan bir askeri doktrine sahip olmanın mutlaka önleyici operasyonlar gerçekleştirmek anlamına gelmediğini belirterek “Askeri doktrinin saldırgan olması, mutlaka önleyici operasyonlar gerçekleştirilmesi anlamına gelmiyor. Bununla birlikte biz bu savaşta bir aşamada Ürdün'deki ABD üssüne yönelik saldırıda aslında önleyici yaklaşımımızı ortaya koyduk.
Düşman savaşa girmeden önce, Ürdün'deki düşman üssünü hedef aldık ve burada Amerikalılara ait teçhizat, imkanlar ve insan gücüne ciddi zararlar verdik.” dedi. Tuğgeneral Ekremi Niya ayrıca “Bu, saldırgan askeri doktrin kavramının bir boyutudur ancak başka boyutları da vardır.
Bunlardan biri, her türlü saldırgan eyleme derhal karşılık verilecek olması ve bu karşılığın mutlaka saldırgan eylemin kendisinden daha geniş olabilmesidir. Bunlar, İran İslam Cumhuriyeti'nin bu savaşta ortaya çıkan saldırgan yaklaşımının boyutları ve göstergeleridir.” diye ekledi.
Ekremi Niya açıklamalarının devamında “İran İslam Cumhuriyeti'nin askeri doktrini, bu savaşta tamamen savunmacı bir doktrinden saldırgan bir doktrine doğru ilerliyordu. Bunun etkilerini ve kanıtlarını, düşmanın saldırgan eylemlerine hızlı karşılık verilmesinde, geniş kapsamlı karşılık verilmesinde ve ayrıca önleyici operasyonların gerçekleştirilmesinde gördük.” ifadelerini kaydetti.
