Çemran: Son savaş ABD’nin hesap hatasını ortaya çıkardı
Tahran İslami Şehir Konseyi Başkanı Mehdi Çemran, Savunma Bakanlığına bağlı Savunma Basın Ajansına verdiği röportajda, son iki savaşın yanı sıra ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikaları, savaş sırasında İran’ın gösterdiği direniş, Tahran Belediyesinin savaş dönemindeki çalışmaları ve olası yeni saldırılara karşı hazırlıklar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
ABD ve İsrail’in savaş planı
Çemran, ABD ve İsrail’in son iki savaşta farklı boyutları bulunan kapsamlı bir hibrit savaş planı hazırladığını belirterek, iki ülkenin askeri saldırılar yoluyla İran İslam Cumhuriyeti’ni ve hatta İran’ın varlığını ortadan kaldırabileceklerini düşündüklerini söyledi.
12 günlük savaşın, İran’ın müzakereler yürüttüğü sırada başlatıldığını belirten Çemran, bu görüşmelerin sonunda bunun bir aldatmacadan ibaret olduğunun görüldüğünü ifade etti.
Çemran, savaş sırasında İran halkı, silahlı kuvvetleri ve hükümetin birlik içinde hareket ettiğini belirterek, ülkenin güçlü bir şekilde direndiğini söyledi.
Savaşta çok sayıda üst düzey komutanın hayatını kaybettiğini belirten Çemran, bu komutanların her birinin büyük birer değer olduğunu ve yerlerinin doldurulmasının kolay olmayacağını ifade etti. Bununla birlikte İran’ın siyasi ve askeri yapısının bir veya iki kişiye bağlı olmadığını vurgulayan Çemran, komutanların şehit edilmesinden yalnızca birkaç saat sonra yeni komutanların atandığını ve görevlerine başladığını söyledi.
Çemran: ABD, İran’da Venezuela senaryosunu uygulamak istedi
Çemran, müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından ikinci tur görüşmelerin başladığını ancak görüşmeler devam ederken İran’ın yeniden saldırıya uğradığını belirtti.
İran’ın liderinin çalışma yerinde öldürülmesini “büyük bir suikast ve tarihi bir suç” olarak nitelendiren Çemran, ABD’nin Venezuela’da ülkenin devlet başkanını kaçırıp hapse atmasına benzer bir yöntemi İran’da da uygulamayı düşündüğünü savundu.
Ancak bunun mümkün olmaması üzerine suikast yöntemine başvurulduğunu belirten Çemran, İran liderinin yanı sıra bazı yetkililer, komutanlar ve bakanların da hedef alındığını söyledi.
Çemran, ABD’nin bu saldırılar sonrasında İran’da hiçbir şeyin ayakta kalmayacağını düşündüğünü belirterek, bunun Trump’ın taşıdığı bir “yanılsama” olduğunu ifade etti.
Trump’ın sürekli “İran’ı yendim” dediğini belirten Çemran, bu söylemin gerçeği yansıtmadığını ve bunun ABD açısından ağır bir yük haline geldiğini söyledi.
Çemran: Sivilleri hedef almak askeri başarı değil, savaş suçudur
Trump’ın Arap ve İslam ülkelerinin liderlerine yönelik tutumunu da eleştiren Çemran, ABD ve İsrail’in sivillerin öldürülmesini, düğün törenlerinin hedef alınmasını, çocukların ve diğer sivillerin öldürülmesini ve iletişim altyapısının kesilmesini askeri başarı olarak gördüklerini söyledi.
Çemran, bu eylemlerin hiçbir askeri değer taşımadığını ve bunların “savaş suçundan başka bir şey olmadığını” ifade etti.
İran’ın müzakere heyetinin de Trump’ın görüşmelere “açıkça sırt çevirdiğini” ve anlaşmaları yalnızca bir kâğıt parçasına dönüştürdüğünü gördüğünü belirten Çemran, İranlı müzakerecilerin artık ABD’ye güvenmediğini söyledi.
Çemran, “İran halkının ABD’ye ve özellikle Trump’a hiçbir güveni yok. Hatta çocuklarımız bile ABD’ye ve özellikle Trump’a güvenilemeyeceğini biliyor” ifadelerini kullandı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve diğer İsrailli yetkilileri de eleştiren Çemran, onları “profesyonel suçlular ve teröristler” olarak nitelendirdi. İsrail yönetiminin kendisini diğer milletlerden üstün gördüğünü ve varlığını sürdürmek için diğer halkları öldürme hakkına sahip olduğuna inandığını savundu.
İran halkı ve silahlı kuvvetler savaşta birlik oldu
Çemran, İran halkının ülke liderinin öldürüldüğü haberini aldığı andan itibaren sahaya çıktığını belirtti.
Saldırının liderin çalışma ve yaşam alanında gerçekleştiğini ifade eden Çemran, İran halkının bunu kabullenemediğini ve ilk geceden itibaren sahada olduğunu söyledi.
İran silahlı kuvvetlerinin ise savaş sırasında elde ettiği deneyimlerle daha güçlü ve hazırlıklı hale geldiğini belirten Çemran, savunma stratejisinde “göze göz” yaklaşımının terk edilmesi gerektiğini savundu.
Çemran: Düşmanın saldırı düzenini bozmak da savunmadır
Çemran, düşmanın saldırı hazırlığında olduğunun tespit edilmesi halinde beklemek yerine önleyici hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
ABD’nin bölgede oluşturduğu askeri düzenin uzun süredir bir saldırı hazırlığı olduğunu düşündüğünü belirten Çemran, düşmanın saldırısını organize etmesine izin verilmemesi gerektiğini ifade etti.
İran-Irak Savaşı’nın ilk günlerinden de örnek veren Çemran, şehit Dr. Mustafa Çemran’ın düzensiz savaşlar karargâhıyla birlikte faaliyet gösterdiğini ve düşmana her gece saldırılması gerektiğine inandığını anlattı. Ona göre İran saldırmadığı takdirde düşman ertesi gün saldırmak üzere yeniden organize olabilecekti.
Çemran, bugün de aynı yaklaşımın geçerli olduğunu belirterek, düşmanın saldıracağı kesinleştiğinde savaş düzeninin bozulması ve önleyici adım atılması gerektiğini söyledi.
Bunun savunmanın bir parçası olduğunu vurgulayan Çemran, caydırıcılığın yalnızca pasif savunma anlamına gelmediğini, zaman zaman caydırıcı bir saldırının da savunmanın parçası olabileceğini ifade etti.
İran’ın savaşı başlatmadığını ve kimseye saldırmadığını belirten Çemran, ancak saldırıya uğramaları veya düşmanın saldırı hazırlığında olduğunun anlaşılması halinde ülkenin kendisini güçlü şekilde savunması gerektiğini söyledi.
Çemran: ABD her sorunu askeri güçle çözebileceğini düşünüyor
Çemran, ABD’nin tüm sorunları askeri güç ve zor kullanarak çözebileceğini düşündüğünü belirtti.
ABD’nin kuruluşundan bu yana çok kısa bir dönem dışında savaş içinde olduğunu savunan Çemran; Vietnam, Afganistan ve Irak gibi ülkelerde ABD’nin savaşlar başlattığını ve çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine neden olduğunu söyledi.
ABD’nin yalnızca İran’da düğünleri cenazeye çevirmediğini, Afganistan’da da benzer saldırılar gerçekleştirdiğini belirten Çemran, sivillerin, öğrencilerin ve masum insanların hedef alınmasının ABD tarafından güç gösterisi olarak görüldüğünü savundu.
Çemران, Minab’da saldırıya uğrayan bir öğrenciyi örnek göstererek, “Bu öğrencinin ne suçu vardı? Elinde hangi askeri güç veya saldırı kapasitesi vardı ki gelişmiş füzelerle hedef alındı?” şeklinde konuştu.
Saldırının ardından yaralıları kurtarmak için insanların olay yerine toplandığını, daha sonra bu insanların da hedef alındığını belirten Çemran, saldırganların “bundan haberimiz yoktu” şeklindeki açıklamalarının açık bir yalan olduğunu ve dünyanın da bunu bildiğini söyledi.
Körfez ülkelerine mesaj
Çemran, Körfez’in güneyindeki bazı ülkelerin hâlâ ABD’nin kendilerini koruyabileceğine inandığını belirterek, bunun yanlış bir hesap olduğunu söyledi.
ABD’nin bu ülkelerde askeri üsleri bulunduğunu ifade eden Çemran, bu üslerin hedef alınması halinde ev sahibi ülkelerin de zarar görebileceğini belirtti.
Körfez ülkelerine “onur ve kararlılık göstermeleri” çağrısında bulunan Çemran, bu ülkelerin İsrail ve Trump uğruna ABD politikalarının peşinden gitmemesi gerektiğini söyledi.
ABD’nin sonsuza kadar bölgede kalamayacağını savunan Çemran, Washington ve İsrail’e verilen desteğin bu ülkelere bir gelecek sağlamayacağını ifade etti.
Tahran Belediyesinin savaş sırasında vatandaşlara yönelik çalışmaları
Çemran, savaşın önemli hedeflerinden birinin halk arasında yerinden edilmeye ve mağduriyete yol açmak olduğunu belirterek, Tahran Belediyesinin savaş sırasında vatandaşlara yardım etmek için hızlı şekilde harekete geçtiğini söyledi.
Evleri zarar gören veya tamamen yıkılan insanların yaşadığı maddi ve manevi kayıpların hiçbir maddi yardımla tamamen telafi edilemeyeceğini belirten Çemran, buna rağmen belediyenin ilk saatlerden itibaren vatandaşların yanında olduğunu ifade etti.
Çemran, bütçenin onaylanmasını veya diğer kurumların devreye girmesini beklemeden gerekli çalışmaları başlattıklarını söyledi.
Savaşın ilk saatlerinde gerekli kararların alındığını ve Tahran İslami Şehir Konseyinin de belediyenin çalışmalarının önünü açacak bir karar aldığını belirten Çemran, konsey üyelerinin saldırıya uğrayan bölgelerin büyük bölümünü ziyaret ettiğini söyledi.
Belediyenin temel hedeflerinden birinin savaşın görüntüsünü ve savaşın izlerini şehirden mümkün olduğunca hızlı şekilde silmek olduğunu belirten Çemran, bazı bölgelerde saldırıdan yalnızca birkaç saat sonra enkazların kaldırıldığını söyledi.
Hasar gören binaların uygun şekilde kapatıldığını, şehir görüntüsünün korunması için gerekli çalışmaların yapıldığını belirten Çemran, arama-kurtarma çalışmalarının da ilk andan itibaren başladığını ifade etti.
Belediye, itfaiye ve diğer ekiplerin ilk müdahale grupları arasında yer aldığını belirten Çemran, bazı bölgelerde operasyonların yönetiminin de belediyeye bırakıldığını söyledi.
Savaş boyunca çok sayıda belediye yöneticisinin evlerine gitme veya gece dinlenme fırsatı bulamadığını belirten Çemran, belediyenin kendisinin de füze saldırısı ve bombardıman tehdidi altında olmasına rağmen çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti.
Hasarlı binaların tamamen yeniden inşa edilmesi gerekenler, güçlendirilmesi gerekenler ve yalnızca cam, kapı veya pencerelerinin değiştirilmesine ihtiyaç duyanlar şeklinde sınıflandırıldığını belirten Çemran, gerekli çalışmaların hızla başlatıldığını söyledi.
Çemran ayrıca, zorunlu olmayan kaldırım boyama, kaldırım yapımı ve acil ihtiyaç bulunmayan asfaltlama gibi bazı projelerin öncelikten çıkarıldığını ve kaynakların zorunlu altyapı projeleri ile kamu hizmetlerine yönlendirildiğini belirtti.
Besic’in gönüllü ekiplerinin de çalışmalara destek verdiğini belirten Çemran, yalnızca Tahran’dan değil, diğer şehirlerden de gönüllü grupların yardım için gönderildiğini söyledi.
Çemran, bu ekiplerin yardımlarının etkili ve gönüllü olduğunu belirterek, herkesin düşmanın halk arasında hoşnutsuzluk oluşturma planının gerçekleşmemesi için birlikte hareket ettiğini ifade etti.
Trump’ın sürekli olarak İran halkının neden sokaklara çıkıp “isyan etmediğini” sorduğunu belirten Çمran, bunun da Trump’ın bir başka hesap hatası olduğunu söyledi.
İran halkına yönelik baskılar arttıkça halkın daha fazla birlik ve dayanışma göstereceğini belirten Çemran, İranlıların Trump ve çevresine, ayrıca Netanyahu gibi “suçlulara” karşı duracağını ifade etti.
Çemran, ABD halkı için üzüntü duyduğunu belirterek, Trump’ın Netanyahu ve “suçlu bir grup” uğruna kendi ülkesinin halkına ekonomik, psikolojik ve siyasi açıdan büyük baskılar uyguladığını savundu. Ayrıca çok sayıda Amerikalının da bu politikalara karşı olduğunu söyledi.
